Ay Doğruladı Dediklerimi
Vurdu pencereme yine o ışık.
Uzun zamandır yoktu.
Garip iştir şu yaşamak,
yıllar akıp gidiyor,
şehirler kabuk değiştiriyor,
başka evlerde,
başka sabahlara açıyoruz gözlerimizi.
Ama bazı şeyler var ki,
gitmiyor insanın peşinden,
yapışıp kalıyor yakamıza.
Araladım pencereyi,
serin bir ürperti.
Yine baş başayız seninle.
Bu soğuk,
alıp götürdü beni,
başka bir camın ardından
gözlerine baktığım o uzak gecelere.
Sen de oradaydın,
tanıktın her şeye.
Sanki bunca yıl,
milim kaymamışsın durduğun yerden,
unuttum sandığım o ağır geceleri
benim için
koynunda saklamışsın.
Uzar da uzardı gece orada.
Sokakların dili tutulur erkenden,
-malum, dertleşecek bir sokak kedisi bile yoktur şu soğuk memlekette-
sabah bir türlü vurmazdı cama.
Saatlerce,
hiçbir yere varmayan
bir geceyi seyrederdim.
Gerçi,
sen daha iyi bilirsin bunları.
Yarın dediğimiz o koca ihtimal,
camın dışında bir yerlerde kalmıştı sanki,
unutulmuş,
üşümüş.
Biz de her gece,
daha yarına varmadan,
keserdik biletimizi, vedalaşırdık.
Her ihtimale karşı.
Masada küflenmiş bir kahve,
sırtından vurulmuş gibi açık kalmış bir kitap,
yerlerde kıyafetler.
Ve o sağır edici sessizliği gecenin.
Nasıl suçlarım ki seni,
karşımda dilsiz durduğun onca gece için?
Ben ki,
kendi sesimden,
kendi kelimemden utanıyordum.
Şimdi başka bir pencere önündeyim.
O ağır gecelerle
aynı masaya oturmayı öğrenmiş bir ben.
Çevremde
bana yarını hatırlatan sesler.
Ve gecenin köründe
“kalk da yarın olsun” diye bağıran
arsız bir kedi.
Ay doğruladı dediklerimi.
O karanlık günlerden
bugünkü aydınlığa nasıl vardığımı
biliyordu sanki.
Eski bir dost gibi gülümsedi.
Her zamanki gibi
uzaktaydı,
hiçbir şey sormadı.
Kaçırdım gözlerimi.
Yarını unuttuğum,
yarına sırtımı döndüğüm her gece için
Bu gece beni affetme.
Yorumlar (1)
Yorumlar Gizli
Yorumları görmek ve yorum yapmak için siteye giriş yapmalısınız.
Giriş Yap